ZİHİN AYNASI

ZİHİN AYNASI

Zihnin Aynası

“Kıt akıllılarla oturup kalkmak aklı zayıflatır, tıpkı akıllılarla oturup kalkmak aklı güçlendirdiği gibi.” İmam-ı Gazali

İlk bakışta sert bir yargı gibi duruyor. İnsan, “Bir başkasının aklı benim aklıma nasıl etki edebilir?” diye sormadan edemiyor. Fakat biraz durup etrafımıza bakınca cevabın çok uzağımızda olmadığını görüyoruz. Çünkü insan, düşündüğünden çok daha fazla, içinde bulunduğu iklimin ürünüdür.
Bir kahvehaneye girin. Aynı masada yıllardır oturan birkaç kişiyi izleyin. Konular değişir gibi görünür ama hep aynı yere çıkar. Kimisi sürekli başkalarını suçlar. Kimisi her fırsatta komplo üretir. Kimisi hiçbir şeyi beğenmez. Bir süre sonra o masaya yeni katılan biri de aynı dili konuşmaya başlar. Başlangıçta itiraz ettiği cümleleri, birkaç ay sonra kendi fikriymiş gibi savunduğunu fark etmez bile.
Düşünce bulaşıcıdır.
İnsan yalnızca gülmeyi, konuşmayı ya da davranmayı taklit etmez. Muhakeme biçimini de ödünç alır. Sorularını, şüphelerini, öfkelerini, hatta sessizliklerini bile çevresinden devralır. Bu yüzden uzun süre aynı insanlarla vakit geçirmek, görünmez bir okulda eğitim görmek gibidir. Diploma verilmez ama karakter şekillenir.
Bunun tam tersini de görmek mümkündür.
Bir öğretmenin odasına girersiniz. Raflar kitaplarla doludur. Çay soğumuştur; çünkü konu, çayın sıcaklığından daha önemlidir. Sıradan bir haber bile masaya yatırılır, farklı açılardan değerlendirilir. Kimse hemen hüküm vermez. “Acaba?” sorusu, “Kesin böyledir.” cümlesinden daha sık duyulur. O odadan çıktığınızda yeni bir bilgi öğrenmiş olmayabilirsiniz. Ama düşünmenin tadı damağınızda kalır.
Bazı insanlar cevaplarıyla değil, sordukları sorularla zenginleştirir çevresini.
Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Birkaç saniyede dünyanın öbür ucundaki bir makaleyi okuyabiliyoruz. Buna rağmen düşünce fakirliğinin bu kadar görünür olması, üzerinde durulması gereken bir çelişki. Çünkü mesele bilgi eksikliği değil. Bilgiyi işleme alışkanlığı.
Her gün saatlerce ekranlara bakıyoruz. Kimlerle vakit geçiriyoruz? Tanımadığımız insanların öfkesiyle, alayıyla, acele hükümleriyle. Bir süre sonra o telaş bizim de dilimize yerleşiyor. Beş satırlık bir paylaşım, uzun bir kitabın yerini alıyor. Başlığı okuyor, içeriği okumadan fikir sahibi oluyoruz. Sonra bunu normal sanıyoruz.
Oysa zihin de beden gibi çalıştırılmadığında tembelleşir.
Kimse bir sabah uyanıp aklını kaybetmez. Bu, küçük tavizlerin toplamıdır. Merak etmeyi bırakmakla başlar. Okumamayı alışkanlık hâline getirmekle devam eder. Kendisinden farklı düşünen herkesi susturmak istemekle büyür. Sonunda insan, aynı cümleleri tekrar eden kalabalığın içinde kendi sesini kaybeder.
Dikkat edilirse güçlü insanlar, çevrelerinde sürekli kendilerini onaylayan kişiler istemez. İyi bir bilim insanı, tezine itiraz edecek meslektaş arar. Başarılı bir yönetici, odasında farklı fikir söyleyebilen çalışanlar görmek ister. Çünkü sağlam düşünce, alkıştan değil, sınanmaktan güç kazanır.
Buna karşılık zayıf zihinler, benzerlerini arar. Aynı öfkeyi paylaşanları, aynı ezberi tekrarlayanları, aynı cümleyi yüzüncü kez kuranları. Böyle bir çevrede kimse gelişmez; herkes birbirinin eksikliğini doğrulayarak rahatlar.
Bir kitapçıda yaşlı bir adam görmüştüm. Rafların arasında ağır ağır dolaşıyor, eline aldığı her kitabın birkaç sayfasını okuyordu. Yanındaki genç, sabırsız bir sesle, “Hangisini alacağız?” diye sordu. Yaşlı adam gülümsedi.
“Kitabı seçmiyorum,” dedi. “Kafamı kiminle dolduracağıma karar veriyorum.”
Belki de bütün mesele buydu.
Çünkü insan yalnızca arkadaş seçmez. Sohbet seçer. Kelime seçer. Düşünce seçer. Günün hangi sesleriyle dolacağını seçer. Her seçim, fark edilmeden zihnin duvarlarına yeni bir tuğla koyar.
Bazen en büyük kayıp, yanlış insanlarla geçirilen zaman değildir. Onların düşünme biçiminin, yavaş yavaş kendi düşünme biçimimiz hâline gelmesidir. İşte o dönüşüm sessiz gerçekleşir; ne bir gürültüsü vardır ne de bir uyarı levhası. Fakat izi derindir. Zihin, birlikte vakit geçirdiği insanların aynasına bakarak şekillenir. Aynadaki görüntü bulanıklaştığında suç aynada değil, uzun zamandır karşısında durduğumuz manzaradadır.

KAĞAN MEDYA AJANS - KAĞAN E HABER - KAĞAN TV - KAĞAN RADYO - KAĞAN GAZETESİ - KAĞAN DERGİSİ - KAĞAN REKLAM - KAĞAN DANIŞMANLIK - WWW.KAGANMEDYA.COM - İNFO@KAGANMEDYA.COM - WHATSAPP İLETİŞİM HATTI +90 537 747 41 75 - KAĞAN MEDYA BİR AYRICALIKTIR - GÜCÜ TARAFSIZLIĞINDA TÜRK'ÜN MEDYADAKİ KÜRESEL GÜCÜ -