31 Ağu ÖRNEK TÜRK KADINI ELMAS YAĞMUR
ÖRNEK TÜRK KADINI: ELMAS YAĞMUR
Eğitimden siyasete, sivil toplumdan kadın çalışmalarına uzanan bir hayat
“Bir kadının gücü, yalnızca kendi hayatını değiştirmesinde değil; dokunduğu insanların hayatına da ışık olmasındadır.”
Kırşehir’de başlayan ve Ankara’da eğitim, yöneticilik, sivil toplum ve siyaset alanlarında devam eden bir yaşam öyküsü… Elmas Yağmur, mesleğini yalnızca bir görev olarak değil, topluma karşı bir sorumluluk olarak gören isimlerden biri. Yıllarını eğitime, gençlere, kadınların toplumdaki konumunun güçlendirilmesine ve milli-manevi değerlerin yaşatılmasına adayan Yağmur ile başarılarını, hayatını ve “örnek Türk kadını” olmanın anlamını konuştuk.
Elmas YAĞMUR, öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1979 yılında Kırşehir’de, Yörük-Türkmen kültürünün önemli unsurlarından biri olan Yabanlı Türkmen ailesinin bir mensubu olarak dünyaya geldim. Kırşehir benim için yalnızca doğduğum şehir değil; kişiliğimin, değerlerimin ve hayata bakışımın şekillendiği bir memleket.
Eğitim hayatımı Kırşehir’de tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yükseköğrenim gördüm. Daha sonra Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında yüksek lisans yaptım. Akademik çalışmalarımı da sürdürerek Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında doktora eğitimime devam ediyorum.
Eğitimcilik sizin hayatınızda nasıl bir yere sahip?
Eğitim benim için yalnızca bilgi aktarmak değildir. Bir insanın karakterine, düşünce dünyasına ve geleceğine dokunabilmektir.
Yıllar içerisinde öğretmenlik ve eğitim yöneticiliği yaptım, farklı okullarda görev aldım. Yüzlerce öğrencinin yetişmesine katkıda bulunmak benim için en büyük kazanımlardan biridir.
Çünkü bir eğitimcinin yetiştirdiği bir öğrencinin yıllar sonra topluma faydalı bir birey olduğunu görmek, maddi herhangi bir başarıyla ölçülemeyecek kadar değerlidir.
“Örnek Türk kadını” denildiğinde sizin için ne ifade ediyor?
Bence örnek Türk kadını; güçlü olduğu kadar merhametli, bilgili olduğu kadar mütevazı, kendi ayakları üzerinde durduğu kadar toplumuna karşı sorumluluk hisseden kadındır.
Türk kadını tarih boyunca yalnızca evinin değil, toplumun da taşıyıcı unsurlarından biri olmuştur. Bugün de kadınlarımızın eğitimde, bilimde, siyasette, kamu yönetiminde, iş dünyasında ve sivil toplumda daha güçlü şekilde yer alması gerektiğine inanıyorum.
Ancak bunu yaparken kendi kültürümüzden ve değerlerimizden kopmamamız gerektiğini düşünüyorum.
Kadınların yönetim kademelerinde daha fazla yer alması gerektiğini savunuyorsunuz. Neden?
Çünkü kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla temsil edilmesi, toplumun tamamının kazanması demektir.
Kadınların önünde hâlâ görünür ve görünmez engeller bulunabiliyor. Ben özellikle sivil toplum çalışmalarımda kadınların yöneticilikte karşılaştıkları sorunların gündeme taşınmasını önemsedim.
Kadınlara yalnızca “fırsat verilmesi” değil, onların potansiyellerini ortaya koyabilecekleri adil bir ortam oluşturulması gerekiyor.
Sivil toplum çalışmalarınızdan da söz edelim. Bu alan sizin için neden önemli?
Sivil toplum, toplumun kendi sorunlarına sahip çıkabilmesinin en önemli araçlarından biri.
Yabanlı Türkmen kültürünün, geleneklerinin ve değerlerinin yaşatılması amacıyla kurulan Yabanlı Türkmen Oymağı Derneği’nin çalışmalarında aktif olarak yer aldım. Buradaki temel amacımız geçmişi sadece anlatmak değil, gelecek nesillerin kendi tarihini, kültürünü ve kimliğini tanımasını sağlamak.
Bir toplum geçmişini bildiği ölçüde geleceğe daha sağlam bakabilir.
Başkent Ankara Meclisi Genel Sekreterliği de önemli bir sorumluluk. Bu görevinizden bahseder misiniz?
Başkent Ankara’ya sahiplilik,aidiyet duygusunu geliştirmek amacıyla; Ankara’daki Hemşehri Dernekleri Federasyonları ve STK Başkanları ile Ankara’nın Kanaat Önderlerinden oluşan, Ankara’nın en büyük sivil toplum çatı kuruluşlarından olan bir Şehir Meclisi.
Başkent Ankara Meclisi Genel Sekreterliği görevini benim için çok kıymetli ve anlamlı bir sorumluluk olarak görüyorum. Ankara, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti değil; tarihimizin, kültürümüzün, devlet geleneğimizin ve ortak hafızamızın da önemli bir merkezidir.
Bu nedenle Başkent Ankara Meclisi çatısı altında Ankara’nın değerlerini korumak, şehrimizin kültürel ve sosyal hayatına katkı sağlamak, farklı kurum ve kuruluşlar arasında iş birliğini güçlendirmek ve Ankara ortak paydasında buluşabilmek benim için büyük önem taşıyor.
Genel Sekreter olarak görevimiz yalnızca organizasyonları yürütmekten ibaret değil. Ankara’ya dair fikirleri, projeleri ve beklentileri ortak bir zeminde buluşturmak; kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve toplumun farklı kesimleri arasında iletişimi güçlendirmek de bu sorumluluğun önemli bir parçası.
Ben Ankara’yı sadece yaşadığımız bir şehir olarak değil, bize emanet edilmiş büyük bir tarih ve kültür mirası olarak görüyorum. Bu mirasın gelecek nesillere aktarılması konusunda kadınların da çok önemli bir rolü olduğuna inanıyorum.
Başkent Ankara Meclisi’ndeki görevim, eğitimcilik ve sivil toplum alanındaki birikimimi Ankara için değerlendirebilme fırsatı sunuyor. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Ankara sizin için ne ifade ediyor?
Ankara benim için devletimizin kalbi, Cumhuriyetimizin simgesi ve büyük bir medeniyet birikiminin buluşma noktasıdır.
Bu şehirde görev yapmak aynı zamanda büyük bir sorumluluk taşımaktır. Çünkü Ankara’nın her sokağında Cumhuriyet tarihimizin izlerini, kültürümüzün farklı renklerini ve Türkiye’nin geleceğine dair büyük bir hikâyeyi görmek mümkün.
Başkent Ankara Meclisi çatısı altında da bu anlayışla hareket ediyoruz. Ankara’nın tarihine, kültürüne, sosyal dokusuna ve geleceğine katkı sağlayacak her çalışmanın içerisinde olmayı önemsiyoruz.
Benim için hizmetin temelinde bir anlayış var: Şehrine sahip çıkmak, aslında ülkenin ortak değerlerine sahip çıkmaktır.
Bir kadın yönetici olarak bu görevin size yüklediği sorumluluğu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadınların yönetim mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğine her zaman inandım. Ancak görev ne olursa olsun, önemli olan o görevi hakkıyla yerine getirebilmek.
Genel Sekreterlik görevimde de disiplinli, çözüm odaklı ve uzlaştırıcı bir çalışma anlayışını benimsemeye gayret ediyorum.
Kadınların yönetimde olması kadar, yönetime değer katması da önemli. Ben de sahip olduğum eğitimcilik, yöneticilik ve sivil toplum tecrübelerini Ankara’ya hizmet noktasında değerlendirmeye çalışıyorum.
İnanıyorum ki kadınlar; çalışkanlıkları, organizasyon kabiliyetleri, iletişim güçleri ve toplumun farklı kesimlerini bir araya getirme becerileriyle yönetim süreçlerine çok önemli katkılar sunabilirler.
Siyasete girme kararınız nasıl şekillendi?
Eğitimcilik ve sivil toplum faaliyetleri sırasında toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını yakından gözlemleme fırsatım oldu. Bir süre sonra yalnızca sorunları tespit etmenin yeterli olmadığını, çözüm süreçlerinin de içerisinde bulunmak gerektiğini düşündüm.
Bu düşünce beni siyasete taşıdı. 2023 yılında milletvekili adaylığı sürecinde de bu anlayışla hareket ettim. Daha sonra Keçiören Belediye Başkan aday adaylığı sürecinde de yerel yönetim perspektifiyle topluma hizmet etme hedefimi sürdürdüm.
Bugüne kadar elde ettiğiniz en büyük başarı nedir?
Aslında tek bir başarıdan söz edemem.
Bir öğrencinin hayatına olumlu katkıda bulunmak, bir kadının kendisine olan güvenini artırmak, genç bir insanın eğitimine destek olmak, kültürel değerlerimizin yaşatılmasına katkı sağlamak… Bunların her biri benim için ayrı bir başarı.
İnsan hayatına dokunabiliyorsanız, geride güzel bir iz bırakıyorsunuz demektir.
Hayatınız boyunca sizi en çok zorlayan şey ne oldu?
Zorlukların kendisinden çok, zorluklar karşısında vazgeçmemek önemli.
Kadın olarak eğitim, yöneticilik, sivil toplum ve siyaset gibi farklı alanlarda var olmaya çalışırken çeşitli güçlüklerle karşılaşmak mümkün. Fakat ben her güçlüğü kendimi geliştirmek için bir fırsat olarak değerlendirmeye çalıştım.
İnsan kendisine inanıyorsa, çalışıyorsa ve hedefinin arkasında duruyorsa birçok engeli aşabilir.
Genç kadınlara ne söylemek istersiniz?
Öncelikle kendinize inanın.
Eğitimden asla vazgeçmeyin. Mesleğiniz ne olursa olsun kendinizi sürekli geliştirin. Dünyayı takip edin ama kendi değerlerinizi de unutmayın.
Bir başkasının hayatındaki başarıyı kendinize ölçü yapmak yerine, kendi potansiyelinizi keşfetmeye çalışın. Başarı bir anda gelmiyor. Sabır, emek, disiplin ve inanç gerektiriyor.
Ve en önemlisi; güçlü bir kadın olmak, başkalarını küçümsemek değil, başkalarının da güçlenmesine katkı sağlamaktır.
Geleceğe dair en büyük hayaliniz nedir?
Daha eğitimli, daha bilinçli, birbirine karşı daha hoşgörülü ve kendi değerlerine sahip çıkan bir toplum görmek istiyorum.
Özellikle gençlerin ve kadınların kendilerini özgürce ifade edebildiği, liyakatin ve emeğin değer gördüğü bir Türkiye hayalim var.
Benim için hizmetin en güzel tarafı, geride kalıcı bir fayda bırakabilmektir.
Son olarak, “Elmas Yağmur” ismi sizin için ne ifade ediyor?
Elmas YAĞMUR…
Hayatın bana verdiği bir isimden çok, taşıdığım bir sorumluluk gibi görüyorum.
Bugüne kadar öğrendiğim en önemli şey şu oldu: İnsan ne kadar başarılı olursa olsun, toplumuna fayda sağlamıyorsa başarı eksik kalıyor.
Ben eğitimle, kadınlarla, gençlerle, kültürümüzle ve ülkeme hizmet etme düşüncesiyle yürümeye devam etmek istiyorum.
Çünkü inanıyorum ki iyi yetişmiş bir nesil, güçlü kadınlar ve değerlerine sahip çıkan bir toplum; Türkiye’nin en büyük gücüdür.
Elmas Yağmur’un hayat hikâyesi bize bir kez daha gösteriyor: Bir kadının eğitime, topluma ve geleceğe yaptığı yatırım, aslında bütün bir ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır.