SAYIN MAHMUT ÇİÇEKDAĞI VE SAYIN SEMİHA ARASBORA ÖZEL RÖPORTAJI

SAYIN MAHMUT ÇİÇEKDAĞI VE SAYIN SEMİHA ARASBORA ÖZEL RÖPORTAJI

BİR KADININ SESİ, BİR ANADOLU’NUN HİKÂYESİ: SEMİHA ARASBORA
“Bazı kelimeler kâğıtta kalmaz; bir annenin yüreğine, bir çocuğun hayaline, bir milletin hafızasına dokunur.”
Şiirin içinde bir hayat, hayatın içinde bir mücadele
Her insanın anlatılmayı bekleyen bir hikâyesi vardır. Kimi bu hikâyeyi sessizce yaşar, kimi hatıralarında saklar, kimi de kelimelere emanet eder. Şair ve yazar Semiha Arasbora, hayatın içinden süzülen duyguları şiire, öyküye ve yazıya dönüştürmeye çalışan isimlerden biri.
Onun edebiyatına baktığımızda yalnızca dizelerle kurulmuş bir dünya görmeyiz. Anadolu’nun insanını, kadının görünmeyen emeğini, anneliğin derinliğini, vefanın değerini ve insanın kendi vicdanıyla hesaplaşmasını anlatan bir duyarlılıkla karşılaşırız.
24 Eylül 1977’de Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Umutlu Köyü’nde dünyaya gelen Arasbora’nın şiirle tanışması ortaokul yıllarına dayanıyor. O günlerde başlayan yazma isteği, zaman içinde farklı eserlerle ve toplumsal konulara uzanan çalışmalarla gelişti.
Hayatın herkese aynı kapıları açmadığı bir gerçek. Bazen sorumluluklar hayallerin önüne geçer, bazen eğitim yarım kalır, bazen de insan kendi isteklerini yıllarca ertelemek zorunda kalır. Ancak önemli olan, bütün bunların ardından yeniden ayağa kalkabilmektir.
Arasbora’nın Açık Öğretim Lisesi’ni 2021 yılında tamamlaması, öğrenmenin ve kendini geliştirmenin yaşam boyu süren bir yolculuk olduğunu gösteriyor. Bu yönüyle onun hayat hikâyesi, yalnızca edebiyata ilgi duyanlara değil, hayallerini yeniden gerçekleştirmek isteyen herkese sesleniyor.
Anadolu kadınının suskunluğuna karşı kelimeler
Anadolu kadını, çoğu zaman hayatın yükünü omuzlarında taşırken kendi hikâyesini anlatmayı ikinci plana bırakır. Ailesi için emek verir, çocuklarını yetiştirir, evini ayakta tutar; bütün bunların yanında kendi hayallerini de yaşatmaya çalışır.
Kadının emeği her zaman görünür olmayabilir. Söylediği söz duyulmayabilir, çektiği yorgunluk fark edilmeyebilir. Fakat bir toplumun gerçek hikâyesi, o toplumun kadınlarını anlamadan tamamlanamaz.
Semiha Arasbora’nın “Zordur Kadın Olmak Anadolu’da” adlı eseri, bu açıdan üzerinde durulmayı hak ediyor. Eserin başlığı bile kadının hayatındaki sorumlulukları, fedakârlıkları ve mücadeleyi düşündürüyor.
Anadolu kadınının hikâyesini anlatmak, yalnızca zorlukları sıralamak değildir. Aynı zamanda onun direncini, üretkenliğini, sevgisini ve geleceğe duyduğu umudu da görmektir. Çünkü kadın, yalnızca yük taşıyan değil; hayat kuran, değer üreten ve yarınları şekillendiren bir güçtür.
Arasbora’nın şiir dünyasında bu duyarlılık, bireysel duyguların ötesine geçerek toplumsal bir anlam kazanıyor. Kadınların yaşadıklarını edebiyata taşımak, onların sesini daha geniş bir çevreye ulaştırmanın yollarından biridir.
Kitaplar, farklı dünyalara açılan kapılar
Bir yazarın eserleri, onun hayata hangi pencerelerden baktığını gösterir. Semiha Arasbora’nın kitapları da farklı konulara ve okur gruplarına uzanan bir üretim çizgisini yansıtıyor.
“Gelmeyen Vakit”, “Zordur Kadın Olmak Anadolu’da”, “Postacının Kızları”, “Nane Limon” ve “Bir Renk Yedi Âhenk” adlarıyla anılan eserleri; şiir, öykü, toplumsal duyarlılık ve çocuk edebiyatı gibi farklı alanlarla ilişki kuruyor.
Özellikle çocuklara yönelik eserler hazırlamak, ayrı bir özen ve sorumluluk gerektirir. Çocuk edebiyatı yalnızca eğlendirmek değil; merak duygusunu geliştirmek, hayal gücünü beslemek ve çocukların dünyasına onların diliyle yaklaşmak anlamına gelir.
Arasbora’nın “Nane Limon” kitabının 2025 yılında Mavi Kuş Edebiyat Ödülleri kapsamında “Yılın En İyi Çocuk Kitabı” ödülüne layık görülmesi, bu alandaki çalışmalarının dikkat çekici sonuçlarından biridir.
Bu başarı, edebiyatın farklı yaş gruplarıyla bağ kurabileceğini de hatırlatıyor. Çünkü bir çocuğun dünyasına giren kitap, bazen yıllar sonra bile unutulmayan bir hatıraya dönüşür.
“Hatırla Anne”: Unutmaya karşı sevginin sesi
Bazı şiirler vardır; okunduğu anda yalnızca bir duyguya değil, insanın hayatındaki en kıymetli bağlara da dokunur. Semiha Arasbora’nın “Hatırla Anne” adlı şiiri, bu yönüyle dikkat çekiyor.
Alzheimer hastalığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen “Ne Sen Beni Unut, Ne de Ben Seni” temalı şiir yarışmasında birincilik kazanan eser, edebiyatın toplumsal duyarlılıkla buluşmasına örnek oldu.
Hafızanın zayıflaması, yalnızca hastalığı yaşayan kişinin değil, ailesinin ve sevdiklerinin de hayatını etkileyen bir süreçtir. Hatıralar, bazen bir isimde, bazen bir fotoğrafta, bazen de yıllar önce söylenmiş bir sözde saklıdır.
“Hatırla Anne” başlığı, bu nedenle insanın iç dünyasında güçlü bir karşılık buluyor. Anneyle kurulan bağın, hatıraların ve sevginin önemini hatırlatıyor. Bir şiirin böylesine hassas bir konuda farkındalık oluşturabilmesi, kelimelerin toplumsal yaşamdaki gücünü gösteriyor.
Arasbora’nın “Gönül Elçileri” şiirinin vefa ve dayanışma duygusuyla öne çıkması, onun eserlerinde insan ilişkilerinin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor. Şiirin takdir görmesi ve bestelenerek müzikle buluşması da edebiyatın farklı sanat dallarıyla kurduğu bağı güçlendiriyor.
Şehitlerin hatırasına duyulan sorumluluk
Bir insanın hayatını yazmak, o hayatın gerisindeki duyguları anlamaya çalışmayı gerektirir. Söz konusu olan şehitlerimizin hayatları olduğunda ise bu sorumluluk daha da derinleşir.
“Bir Şehit Bir Öykü Bir Şiir” projesi, şehitlerin hayat hikâyelerini edebiyat yoluyla yaşatma düşüncesi bakımından anlam taşıyor. Her şehidin ardında bir aile, yarım kalan hayaller, bekleyen insanlar ve unutulmaması gereken bir yaşam öyküsü bulunuyor.
Onları anmak, yalnızca isimlerini hatırlamak değildir. Geride bıraktıkları ailelerin duygularını anlamaya çalışmak, fedakârlıklarını unutmamak ve hatıralarını gelecek nesillere aktarmak da vefanın bir parçasıdır.
Şiir ve öykü, insan hafızasını canlı tutan güçlü anlatım yollarıdır. Bir hikâye, hiç tanımadığımız bir insanın hayatına bizi yaklaştırabilir. Bir şiir, geçmişte yaşanmış bir acıyı gelecek kuşakların da anlamasına yardımcı olabilir.
Arasbora’nın bu projeyle ilişkilendirilen çalışmaları, kalemin yalnızca kişisel duyguları anlatmak için değil, toplumsal hafızaya katkıda bulunmak için de kullanılabileceğini hatırlatıyor.
“Hâk’ka Ayandır”: Önce insan kendine bakmalı
Semiha Arasbora’nın “Hâk’ka Ayandır” şiirinde öne çıkan konulardan biri, insanın davranışlarıyla vicdanı arasındaki ilişkidir.
Şiirin şu dizeleri, eserin temel düşüncesini yansıtıyor:
“Tatlı uykuları bölen gerçekler
Kul varsın gizlesin Hâk’ka ayandır
Gıybet edip yüze gülen gerçekler
Dil varsın gizlesin Hâk’ka ayandır”
Bu dizelerde insanın başkalarından gizlemeye çalıştığı gerçekler, niyetler ve davranışlar üzerine bir sorgulama bulunuyor. Şair, insanın dışarıya gösterdiği yüzle iç dünyası arasındaki farklılığa dikkat çekiyor.
Başkalarının kusurlarını görmek kolaydır; zor olan, insanın kendi yanlışlarıyla yüzleşebilmesidir. Başkasını eleştirmeden önce kendi davranışlarını gözden geçirmek, söylediği sözün sorumluluğunu üstlenmek ve insan ilişkilerinde samimiyeti korumak gerekir.
Şiirin ahlaki ve manevi yönü, okuru yalnızca başkalarının davranışları üzerine düşünmeye değil, kendi vicdanını da dinlemeye çağırıyor.
Günlük hayatın içinde kırıcı sözler, yanlış anlaşılmalar ve güvensizlikler ilişkileri zedeleyebilir. Oysa selamlaşmak, gönül almak, sabırlı davranmak ve insanlara saygı göstermek, toplumsal yaşamı güzelleştiren değerlerdir.
“Hâk’ka Ayandır”, bu değerleri yeniden hatırlatan bir vicdan çağrısı olarak okunabilir.
Bir anne, bir yazar, bir toplum emekçisi
Evli ve dört çocuk annesi olan Semiha Arasbora, aile hayatının yanında edebî çalışmalarını da sürdürmektedir. Yerel basında köşe yazılarıyla yer alması ve kültürel faaliyetlerle ilişki kurması, onun üretim alanının yalnızca kitaplarla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Kadınların aile sorumluluklarıyla kişisel hedeflerini bir arada yürütmeleri her zaman kolay değildir. Bazen bir hayale zaman ayırabilmek bile büyük bir çaba gerektirir. Bu nedenle eğitimde, sanatta ve edebiyatta ortaya konulan emek, yalnızca elde edilen sonuçla değerlendirilmemelidir.
Bir kadının kendi yolunu açması, başka kadınların da kendilerine inanmasına yardımcı olabilir. Bir insanın yeniden öğrenmeye başlaması, bir başkasının yarım bıraktığı eğitimini tamamlama isteğini canlandırabilir. Bir kitabın yayımlanması, yıllardır yazmak isteyen birine cesaret verebilir.
İşte edebiyatın toplumsal etkisi biraz da burada ortaya çıkar: İnsanlar yalnızca yazılanları okumaz; yazan kişinin mücadelesinden de ilham alabilir.
Son söz: Anadolu’nun hikâyesi yazıldıkça yaşayacak
Semiha Arasbora’nın edebiyat yolculuğu, bir insanın kendi duygularından yola çıkarak başkalarının hikâyelerine ulaşma çabasını anlatıyor.
Kadınların görünmeyen emeği, annelerin hatıraları, çocukların hayal dünyası, insanın vicdanı ve şehitlerin unutulmaması gereken hikâyeleri… Farklı başlıklar gibi görünen bu konular, insanı ve insanın değerlerini merkeze aldığında aynı noktada buluşuyor.
Bir şiir bazen bir annenin sesini duyurur. Bir öykü, unutulmaya yüz tutmuş bir hayatı yeniden hatırlatır. Bir çocuk kitabı yeni hayallerin kapısını açar. Bir köşe yazısı ise toplumun üzerinde düşünmesi gereken konuları gündeme taşır.
Anadolu’nun kültürü de işte böyle yaşar: Anlatılarak, yazılarak, paylaşarak ve gelecek kuşaklara aktararak…
Semiha Arasbora’nın kalemini anlamlı kılan, bu geniş insanlık hâllerine dokunma çabasıdır. Onun edebiyat yolculuğu, başarıların yanında sabrın, üretmenin ve değerleri unutturmamanın da hikâyesidir.
Çünkü geride kalan yalnızca kitaplar değildir. İnsanların yüreğinde karşılık bulan sözler, hatırlanan hikâyeler ve bir başkasına umut veren düşünceler de kalıcı bir mirasa dönüşür.
Dileğimiz, Semiha Arasbora’nın kaleminin yeni eserlerle yoluna devam etmesi; Anadolu’nun insanını, kadının emeğini, vefayı ve insanlığın ortak değerlerini anlatmayı sürdürmesidir.
Kaleminiz daim, ilhamınız bol, yolunuz açık olsun.

​Röportaj
​BİYOGRAFİ
​Semiha Arasbora
​24 Eylül 1977’de Yozgat, Akdağmadeni’nin Umutlu Köyü’nde doğan Semiha Arasbora; edebiyat yolculuğuna ortaokul yıllarında kaleme aldığı ilk mısralarıyla başlamış, azmi ve kalemiyle Anadolu kadınının gür sesi olmıştır. Eğitim hayatına verilen mecburi arayı yıllar sonra, 38 yaşında açık öğretim üzerinden azimle devam ettiren Arasbora, kalemini daima toplumsal duyarlılık ve derin bir samimiyetle harmanlamıştır.
​T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi unvanına sahip olan yazar, “Hatırla Annem” şiiriyle Türkiye birinciliği elde etmiş, “Gönül Elçileri” şiiriyle ise Yozgat Avrupa Federasyonları Onur Ödülü’ne layık görülmüştür. Şiirleri, usta sanatçı Eşref Ziya başta olmak üzere birçok halk ozanı tarafından bestelenerek geniş kitlelere ulaşmıştır.
​”Bir Şehit Bir Öykü Bir Şiir” projesiyle aziz şehitlerimizin hayatını öyküleştirerek ölümsüzleştiren yazar, birçok sivil toplum kuruluşunda da gönüllü görevler üstlenmiştir.
​Evli ve dört çocuk annesi olan Semiha Arasbora, hâlen Çamlık Gazetesi’nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Aynı zamanda Yozgat Akdağmadeni Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Kadın Kolları Başkanı olarak İç Anadolu Bölgesi’nin kadim kültürünü yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlılıkla devam etmektedir.

​ÖRNEK ŞİİR

​HÂK’KA AYANDIR

​Tatlı uykuları bölen gerçekler
Kul varsın gizlesin Hâk’ka ayandır
Gıybet edip yüze gülen gerçekler
Dil varsın gizlesin Hâk’ka ayandır

​İyi veya kötü kalpten geçenler
Aşığın gönlüne konan göçenler
Gözyaşı dökenler düşte uçanlar
Sol varsın gizlensin Hâk’ka ayandır

​İnat uğruna boş dava güdenler
Yüze gülüp içten buğuz edenler
Vakitli vakitsiz benden gidenler
Sal varsın gizlesin Hâk’ka ayandır

​Nefsi yenenlerin güler ahiri
Leyla Mecnun Zühre ile Tahir’i
Bekliyor onları Cennet şehiri
Gül varsın gizlesin Hâk’ka ayandır

​Sebep olan gözden süzülen yaşa
Allah neler vermez o mel’un başa
Akıtmış zehrini gizliden aşa
Bal varsın gizlensin Hâk’ka ayandır

​Kul oldum demeden çabala hamla
Büyük küçük deme önce selâmla
Kime yağmur verir kimine damla
Göl varsın gizlensin Hâk’ka ayandır

​Dar gelir zalimi andıkça dünya
Masumun kanına bandıkça dünya
Yanarım derinden döndükçe dünya
Kül varsın gizlensin Hâk’ka ayandır

​Âlem benim diyen kulu neylersin
Halin Yaratan’a niyaz eylersin
Aras boşa yazıp boşa söylersin
Sil varsın gizlensin Hâk’ka ayandır

​(Semiha Arasbora)

​RÖPORTAJ / SORU – CEVAP
​Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
24 Eylül 1977 Yozgat Akdağmadeni Umutlu Köyü doğumluyum. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi, yazar, köşe yazarı, evli ve dört çocuk annesiyim. Eğitim yolculuğuma 38 yaşımda açık öğretimle yeniden sarılarak azmin dili olmaya çalıştım. Ömrünü Anadolu’nun kadim kültürüne, insanına ve edebiyatına adamış bir duygu yolcusuyum.
​📌Ne zamandır yazıyorsunuz?
🎤Kaleme aldığım ilk şiir “Allah, Vatan, Hürriyet” başlığını taşıyordu. Ortaokul yıllarında başlayan bu yolculukta yıllar geçti, yaş ilerledi ama çok şükür istikametim hiç değişmedi; ilk günkü şuur ve aşkla yazmaya devam ediyorum.
​📌Yazmanızdaki en büyük etken nedir?
🎤Şair, yaşadığı çağın canlı şahididir. “Biz yazmazsak kim yazacak, yarınlara bu günleri kim anlatacak?” düşüncesi en büyük sorumluluğumdur. Ayrıca, susan ama gönlüyle hisseden köyümün, Anadolu’nun cefakâr kadınlarının dili olmak ve haksızlığa karşı durmak için yazıyorum. Hayatım boyunca daima Kabil’in değil Habil’in yanında durdum. Peyamber Efendimizin (s.a.v.) “Zulmeden değil, zulme uğrayan ol; bu senin için daha hayırlıdır” düsturunu rehber edindim.
​📌Yazarken çektiğiniz en büyük zorluklar nelerdir?
🎤Ben kişilerle değil, daima işin kendisiyle uğraşan bir anlayışa sahibim. En büyük zorluk; haksızlığa tahammülüm olmadığı için hissettiğim o sızıyı, ilahi aşkı ve coşkuyu kelimelere sığdırabilmek ve günlük koşturmacalar arasında tasavvufi dinginliği muhafaza etmektir.
​📌Kitaplarınız hangi yaş grubuna hitap ediyor?
🎤Sırasıyla 6 eser kaleme aldım:
​Zordur Kadın Olmak Anadolu’da 1 (Şiir)
​Zordur Kadın Olmak Anadolu’da 2 (Şiir)
​Gelmeyen Vakit (Şiir)
​Postacının Kızları (Öykü)
​Nane Limon (Ödüllü Çocuk Öykü)
​Bir Renk Yedi Ahenk (Son çıkan şiir kitabım)

​Çocuk öyküm Nane Limon dışındaki tüm eserlerim, genelde gençlik ve yetişkin yaş grubuna; yani gönlünde sızı ve merhamet taşıyan her okura hitap etmektedir.
​📌Şiirlerinizde belli bir yaş grubu var mı?
🎤Hayır, şiirlerimde yaş sınırı yoktur. Şiirlerimin çoğu öğüt ve hikmet tarzındadır; ruhunda hakikat arayışı olan yediden yetmişe herkese ulaşmayı amaçlar.
📌​Yazarken ilham aldığınız şeyler nelerdir?
🎤İçimdeki tasavvufi coşku, Hz. Peygamber Efendimizin ahlakı, mazlumların çığlığı, aziz şehitlerimizin emaneti, buram buram kokan Anadolum ve memleket sevdası ana ilham kaynağımdır.
​📌Beğendiğiniz şair ve yazarlar kimlerdir?
🎤Maneviyatı ilmek ilmek işleyen Yunus Emre, Hak yolunda kelam eden ozanlarımız, Necip Fazıl Kısakürek ve Anadolu insanının ruhunu yansıtan abide edebiyatçılarımız.
​📌Yazarken görüş alışverişinde bulunduğunuz kişiler

KAĞAN MEDYA AJANS - KAĞAN E HABER - KAĞAN TV - KAĞAN RADYO - KAĞAN GAZETESİ - KAĞAN DERGİSİ - KAĞAN REKLAM - KAĞAN DANIŞMANLIK - WWW.KAGANMEDYA.COM - İNFO@KAGANMEDYA.COM - WHATSAPP İLETİŞİM HATTI +90 537 747 41 75 - KAĞAN MEDYA BİR AYRICALIKTIR - GÜCÜ TARAFSIZLIĞINDA TÜRK'ÜN MEDYADAKİ KÜRESEL GÜCÜ -